3 Eylül 2008 Çarşamba

Yaratıcılık problemin tanımlanması aşamasında başlar. Tasarım bir nevi matematiksel formulasyondur. Düşüncenin formulasyonudur. Sınırsız edinimlerin, düşüncenin ve hatta bilinçaltının sistematize edildiği düşünsel organizasyondur. “Düş”ün gerçekle karşılaşacağı noktada, sınırların form-fonksiyon ilişkisi dahilinde belirlendiği, etkileşim içinde olacağı çevre şartlarıyla çerçevelendiği süreçte tasarım var olur. Düşünmek sonsuzlaşmaktır. Sonsuzluğun bilinciyle yaratı edinimini kazandırmak, diyalektik düşünmeyi, yani Yavuz Seçkin’in deyimiyle “düşünmeyi düşünmeyi” öğreterek mümkün olabilir. Diyalektik düşünce farklı bilimler veya disiplinler arasında analojiler yapabilme ve bilgi transferini gerçekleştirebilme edimini kazandırır ki bu da tasarıma çok geniş bir perspektiften bakabilmeyi sağlamaktadır. Böylelikle tasarımcı daha tasarım probleminin tanımlanması aşamasında bile kendine yön verecek olan hamleleri belirlerken, daha geniş bir bakış açısı ile çözüm stratejilerini ve bu stratejilere hakimiyetini de belirlemektedir. Yavuz Seçkin’in “problematik” diye isimlendirdiği problem tanımlama aşamasının çok önemli olduğunu düşünmesinin nedeni, tasarımcının bakış noktalarını, eğilimlerini ve özgün karakterini belirleyen ipuçlarının daha bu aşamada filizleniyor olmasındandır.

Yavuz Seçkin’in düşünme biçimi, sadece düşüncede değildir, onun yaşam biçimiyle de örtüşmektedir. Onun engin düşüncesi yaşamın en ince ayrıntısında değer kazanır ki, bu da düşünce ile eylemin eşzamanlı olması, örtüşmesi yani kişisel bütünlüğün sağlanması demektir. Tasarım bir yaşam biçimidir. Hayatın kendisidir. Hayat her an yaptığımız tasarımlarla doludur. Kimisi düşüncede kalır, kimi eylemdir, kimi ise maddeleşir. Tasarım müziktir. Resimdir. Az sonra söyleyeceğim cümledir tasarım. İyi bir tasarımcı bu yüzden her şeyden önce kendisi ile bütünleşmelidir. Kendi hayatını iyi tasarlıyor olabilmelidir. İçselleştirilmiş izler verir ipuçlarını, iyi bir tasarımcının hayata ve tasarıma nasıl baktığının ve ötesinde nasıl gördüğünün. Yavuz Seçkin’in eğitim sistemi bu nedenle hayatın bütününü kapsar ve öncelikle kendisi davranış ve yaşam biçimi ile örnek olmayı ilke edinmiştir. Bu eğitim sistemini iletişim biçimlerinin önemini vurgulayarak gerçekleştirmesi onun en önemli özelliklerindendir. Tasarım dört duvar arasında aktarılabilecek, öğretilebilecek bir kavram değildir onun sistemine göre. Kültürel değerleri ve bu değerlerin yansımalarını tarihin ışığında anlatmak ve farklı etkileşimleri neden-sonuç ilişkisi içinde felsefi düşünce ile değerlendirmek ve sorgulayıcı bir bakış açısı kazandırmak önemlidir. Çünkü farklılıklar benzerliklerin anlaşılmasından doğar ve tasarımcı kimliği açısından farklılık öncelikle düşünsel ve felsefi boyutta oluşturulabilir.

Kendi matematiği
Dahilinde vardır insan
İçindeki kendini
Ortaya koyma biçimidir zaman
Başkalaşır insan
Düşününce her an

Hiç yorum yok: